14 Şubat 2012 Salı

Dere Otlu Fava

Market alışverişlerinin ne kadar büyük bir tuzak olduğunu hepimiz çok iyi biliriz. İnsan bazen hiç ihtiyacı olmadığı halde, koy sepete usulü, bir sürü şey alabiliyor. Böyle bir market alışverişi sırasında ben de hayatımda belki de ilk kez marketten bir paket kuru bakla aldım. Hiçbir şey tesadüf değil! Aynı günlerde,  yemek tariflerimin durduğu kutuyu, bloguma yeni bir tarif yazmak için karıştırırken, ‘zeytinyağlılar ve mezeler’ isimli küçük bir kitapçık elime geçti. Sanırım seneler önce satın aldığım bir zeytinyağının hediyesiydi ve ben de beğenip saklamıştım bu kitapçığı.  Şöyle bir içindekilere göz gezdirirken fava tarifine rastlayıp okudum, gerçekten harika bir tarife benziyordu. Tabi bu tesadüf sonucunda erzak dolabında bekleyen baklayı pişirmeye karar verdim. Sadece kitapçıktaki tarifle kalmayıp, biraz da internetteki fava tariflerini okudum. Genelde hepsi birbirine benziyordu, sonunda hepsinden edindiğim fikirlerle en aklıma yatkın şekilde favamı pişirdim. Çok da güzel oldu. Tarifteki bir bardak zeytinyağını,  yarım bardak olarak kullanıp, servis yaparken diğer yarısını fava dilimlerinin üstüne gezdirdim.  Aynı şekilde,  bir limonun yarısını içine,  diğer yarısını da üzerine gezdirmek için kullanmayı tercih ettim. Karşıma çıkan tariflerin bazısında bulunan bir adet havucu baklalarla beraber haşladım ve ezmeden önce sudan çıkarttım. Tüm tariflerde dere otu yok,  ama ben baklaya çok yakıştığını düşündüğüm için, dere otunu hem içine kıydım hem de üstünü süsledim.
Servis yapmadan önce limon dilimleri ve dereotu ile süslediğim ve baklava şeklinde kestiğim favamın bloguma koymak üzere fotoğrafını çektim. Zeytinyağını üzerine biraz fazla bol gezdirdiğimi ise fotoğrafta limonun üzerinden damlamakta olan zeytinyağı damlasını ve fava diliminin dibine biriken zeytinyağını görünce fark ettim. Umarım dener ve beğenirsiniz…


Dere Otlu Fava
Malzemeler:

500 gr. kuru bakla
1 su bardağı sızma zeytinyağı
2 adet soğan
1 adet havuç
3-4 su bardağı su
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 adet limon
1 demet dereotu
Tuz
Yapılışı:
500 gr. kuru bakla akşamdan ayıklanır, bir tencereye konup ılık suyla ıslatılır. Bir tencereye tercihe göre bir veya yarım bardak zeytinyağı ile çok küçük doğranmış soğanlar konup ateşte hafifçe öldürülür. Bu karışımın üzerine 3-4 bardak su ilave edilip kaynatılır. Akşamdan ıslanmış baklaların suyu süzülüp yıkanarak kaynayan suya, bir adet soyulmuş havuçla birlikte ilave edilir. Biraz yumuşayınca, tuzu, toz şekeri ve yarım limonun suyu konulur. Baklalar ezilecek hale gelince biraz sulu olarak ateşten alınır. Havuç bütün olarak içinden çıkarılır. Tahta kaşık yardımıyla baklalar süzgeçten ezerek geçirilir. Ya da çırpma teli ile çırpılarak kıvamı bulunur. ½  demet dere otu  ince ince kıyılarak karışımın içine ilave edilerek birlikte karıştırılır. Hazırlanan karışım en az iki parmak derinliğinde bir servis tabağına konarak tahta kaşık ya da spatula yardımıyla üzeri düzeltilir. Dilimlenmiş limon ve geriye kalan dereotlarıyla süslenir. Buzdolabına konup bekletilir, böylece kesilebilecek sertliğe gelmesi sağlanır. Baklava şeklinde ya da kareler halinde kesilebilir. Servis tabağına çıkardıktan sonra kalan zeytinyağından üzerine gezdirilir. Arzuya göre limon ilavesiyle servis yapılır.


Afiyet Olsun…

8 Şubat 2012 Çarşamba

Büyükbabamın Tükenmezi...

Yarıyıl tatilinin ikinci yarısında Bursa’daydık. Hafta sonuna doğru havanın güzel olmasından faydalanarak annemi de alıp Bursa’nın yakın çevresine geziler yapma fırsatı bulduk. Çocukluğumun yazlarının geçtiği fakat ne yazık ki artık tanımaya dahi imkan olmayan Güzelyalı, nam-ı diğer Burgaz’ın, kış nedeniyle trafiğe açık olan sahil yolundan arabayla geçebilme şansımız oldu. Şu anda biçimsiz ve çirkin apartmanların yükseldiği bu sahil yolunun kenarında eskiden bulunan küçük evleri ve içlerinde yaşayanlarla anılarımızı konuşa konuşa Mudanya’ya kadar ilerledik.  Zamanında zeytin ağaçlarının kapladığı uçsuz bucaksız arazilerin bulunduğu Mudanya’da, ablamların yazlık evinin bahçesinde hala daha varlığını sürdüren küçücük zeytin ağacının üstünden zeytin topladık.  Her ne kadar insana hüzün verse de; dallara uzanıp zeytinleri elimizle tek tek toplarken her şeyi unutup bu işe odaklanmak bana terapi gibi geldi. Babacığım yaşıyor olsaydı, bu zeytinleri tuzlayıp, yağlayıp kavanozlara koyar ve  hergün üşenmeden evire çevire harika sele zeytinleri elde ederdi.
Çevre gezilerimiz sırasında Bademli’de akşam yemeği yediğimiz Bademiçi Restaurant mutlaka adından söz edilmesi gereken gerçekten çok hoş bir mekan. Özellikle iftar yemeği için geçen sene eniştem ve ablamın ısrarla bizi davet ettiği ama bir türlü gidemediğimiz Şef Ömür Aksoy’un yarattığı bu lezzetli ve bir o kadar da samimi ortamı çok beğendim. Antakya mutfağının güzel yemeklerini Bursa’da yeme imkanı elde etmenin yanında, genç ve yetenekli Şef Ömür Bey çok özel lezzetler de sunuyor artık aile gibi olduğu müşterilerine. Aile gibi olduğu yorumum, kendisini pek çok masada oturmuş sıcak sohbetler yaparken görmemden kaynaklanıyor. Ayrıca gelenleri müşterisi değil de, misafirleriymiş gibi karşılayıp geçirmesi de insanda bu etkiyi yaratıyor ister istemez.
Asıl sözünü etmek istediğim, Bademiçi Restaurant’ta daha henüz yemek servisi başlamadan yapılan ve bizleri çok eskilere götüren ilginç su servisi. Su diyorum ama, aslında doğal maden suyu ve yüzde yüz elma suyunun karışımından oluştuğunu öğrendik içinde doğranmış taze mevsim meyvelerinin de bulunduğu bu sarı renkli içeceğin. Annem; bunun rahmetli büyükbabamın alt tarafında musluk bulunan küçük bir toprak küp içine hazırladığı, adına ‘Tükenmez’ denilen bir içecekle çok benzer olduğunu söyledi. Bademiçi'nde bu suyun ikramı, eskiden hemen hemen herkesin evinde bulunan göbekli cam sürahilerde yapılıyor.  Kabuğu soyulmadan dörde bölünmüş portakalın turuncusu ile  elmaların kırmızısı ve taze nane yapraklarının yeşili müthiş bir renk harmonisi oluşturmuş camın şeffaflığında. İşte bu özelliği ile büyükbabamın yaptığından farklılık gösteriyor Şef Ömür Bey'in karışımı. Çünkü hiçbir şeffaflığı olmayan küpten sadece suyu alınıp içilirmiş bir zamanlar bu içeceğin. Kübün içine kabuklarıyla atılan ayva, elma, döngel, limon, portakal gibi meyvelerin üzerine su konur ve öylece bir süre bırakılırmış. Hatta akşamları meyve yerken soydukları kabukları da bu karışımın içine atarlarmış hem aroması, hem de şifası geçsin diye ve suyu azaldıkça da su eklerlermiş. Yani günümüzde mevsim meyvelerini çok iyi yıkadıktan sonra kabuklarıyla yememizi tavsiye eden doktorlarımızın da onaylayacağı çok şifalı bir karışım olurmuş bu aslında…
O halde Şef Ömür Akkor’a hem bize bu nostaljiyi yaşattığı, hem de böyle sağlıklı bir sunum yaptığı için teşekkür etmek gerekiyor.
Ayrıca belli mi olur, bu yazıyı okurlarsa henüz isim koymadıkları, hem görüntüsü hem de lezzeti güzel bu içeceği belki de ‘Tükenmez’ ismiyle ikram ederler bundan sonra Bademiçi’nde.



BÜYÜKBABAMIN TÜKENMEZİ
Malzemeler:
Ayva
Elma
Döngel (Günümüz manav ve pazarlarına göre muşmula)(Olgun olmayan döngeller tercih edilmelidir)
Armut
Limon
Portakal vb. kış meyveleri
Su
Yapılışı:
Ayva, elma, döngel, armut, limon, portakal vb. kış meyveleri kabuklarıyla doğranmadan kapalı bir kapta üzerine kadar çıkmış suyla birlikte bekletilir. Turşu mantığı ile bir süre kıvamını bulması için kapağı açılmaz. Daha sonraki günlerde tadarak istenilen lezzete ulaşılıp ulaşılamadığı kontrol edilir. Ağız tadına göre tüketilir. Suyu azaldıkça su eklenerek çoğalması sağlanır. Meyveler tazeliğini yitirdikçe, yenilenir. Bir sürahiye aktarılarak içine taze nane, limon, portakal, elma vb.  meyveler doğranarak şık sofralarda da ikram edilebilir. (Arzuya göre cam kadehlerde servis yapılabilir.)
Sağlıklı günlerde içilir.
Afiyet Olsun…

10 Ocak 2012 Salı

Açma...

Bazen yukarıdaki fotoğrafta görüldüğü gibi isimsiz tarifler çıkıyor kutumdan. Hatırlayabildiklerime isimlerini ekliyorum ama hiç hatırlayamadığım tarifleri isimsiz bir halde koymaya karar verdim. Fotoğraftaki bloknot kağıdının arka planındaki tersten görünen köpek figürüne bakılacak olursa; ya bir öğrencimden ya da çocuğu olan bir arkadaşımdan almışım bu açma tarifini. Her kimin tarifiyse burada yer almayı hak edecek kadar çok uzun bir süre beklemiş kutunun içinde. Ve işte gün ışığına çıkma zamanı gelmiş diyerek sizlerle paylaşıyorum bu güzel tarifi…

Açma…
Malzemeler:
2 bardak süt
1 bardak zeytinyağı
2 yemek kaşığı pakmaya
8 tatlı kaşığı şeker
2 tatlı kaşığı tuz
Aldığı kadar un
Yapılışı:
Süt ılık hale getirilip, içinde maya erimesi sağlanır. Bir süre bu şekilde bekletilir, maya köpürünce malzemenin tamamı karıştırılıp şekil verilir. Üzerine yumurta sarısı sürülerek pişirilir. Fırından çıkınca sıcak sıcak servise hazırdır.
Afiyet Olsun…

Feryal’in Makarna Sosu...

Feryal’in Makarna Sosu
Malzemeler:
Zeytinyağı
Sarımsak
İnce kıyılmış maydanoz
Yarım su bardağı beyaz şarap
Yapılışı:
Zeytinyağı ve sarımsak ateşte kavrulur. Üzerine ince kıyılmış maydanoz ilave edilip biraz çevrilir. Son anda yarım bardak şarap konur ve pişmiş olarak hazırda bekleyen makarna ile karıştırılarak servis yapılır.
Afiyet Olsun…

Feryal’in Çocuklara Yaptığı Pratik Pizza…

Feryal’in Çocuklara Yaptığı Pratik Pizza…
Malzemeler:
Tost ekmeği (kepekli de olabilir)
Ketçap
Kuru nane
Arzu edilen pizza malzemeleri (sosis, salam, sucuk, kaşar peyniri, mantar, biber vb.)
Bir miktar rendelenmiş kaşar peyniri
Yapılışı:
Ketçap sulandırılır ve kuru nane ile karıştırılır. Bu karışım tost ekmeklerinin üzerine sürülür. Daha sonra istenilen pizza malzemeleri (sosis, salam, sucuk, kaşar peyniri, mantar, biber vb.) ketçap karışımı sürülmüş tost ekmeklerinin üzerine yerleştirilerek orta hararetli fırına konur. Fırından çıkartılıp üzerine rendelenmiş kaşar peyniri serpilir ve tekrar fırına konur. Kaşarlar eriyince fırından çıkarılır, sıcak sıcak servis yapılır.
Afiyet Olsun…
Not: Tost ekmekleri kepekli ya da doygun tost ekmeği olarak kullanılırsa, kaşar peyniri diyet olarak ve üzerine konan malzemeler az kalorili tercih edilirse yapılan bu pizzalar diyet pizza haline gelir. Ara öğün olarak 1 dilim yemek diyet yapanları lezzet olarak da tatmin edebilirJ

Serap Abla'mın Krem Karamel Tarifi…


Serap Abla'mın Krem Karamel…
Malzemeler:
5 yumurta
1 su bardağı şeker
1 litre süt
1 paket vanilya
Ağdası:
1/2 su bardağı şeker
1 fincan su 2-3 damla limon
Yapılışı:
Öncelikle bir tavaya şeker ve limon konup ağdası hazırlanır ve kalıpların dibine konur.  Daha sonra yumurta, şeker, süt ve vanilyadan oluşan karışım hazırlanır ve dibinde ağda bulunan kalıplara dökülür. Tepsiye sıcak su koyulur. Kalıplara konmuş krem karameller suya yerleştirilir. 200 derece alt-üst fırında pişirilir. Fırından çıkınca kalıplar tek tek tabaklara ya da bir servis tabağına ters çevrilerek çıkarılır. Servise hazırdır.
Afiyet Olsun…

Çikolatalı Sufle...

Çikolatalı Sufle
  (4 kişilik)
Malzemeler:
3 yumurta
100 gr sütsüz çikolata
80 gr toz şeker
4 çorba kaşığı süt
20 gr tereyağı
1 çimdik tuz
Üstüne serpmek için pudra şekeri
Yapılışı:
Fırın 200 dereceye ısıtılır. Sufle kalıpları yağlanır. İçlerine şeker serpilir. Fazlasının dökülmesi için ters çevrilir. Çikolata, süt ve 60 gr şekerle birlikte eritilir. Karışım tamamen eriyince ateşten çekilir. Yumurtaların beyazı ve sarısı ayrılır, sarıları sıcak çikolataya eklenir ve iyice karıştırılır. Beyazları tuz ve 20 gr şekerle çırpılır, iyice karışınca çikolataya eklenir. Kalıpların üçte ikisi doldurulur ve fırına sürülür. 15 dakika pişirilir, üzerine pudra şekeri serpilir ve kremayla servis yapılır.
Afiyet Olsun…