23 Aralık 2011 Cuma

Yaptığınız Elmalı Keki Arkadaşınıza Götürmek İçin Nasıl Paketlersiniz?


Eğer evinize hediye gelen çiçeklerin tüllerini atmayıp saklıyorsanız işiniz kolay, dışarıdan satın almaya gerek kalmadan sakladığınız tül vb. malzemeyi masanızın üstüne serin. Bunun üstüne de keki koyacağınız tabağı ya da kekin altına koymayı planladığınız tabanı yerleştirin. Daha sonra bahçenizdeki ya da çevrenizdeki bir bahçedeki azgın bir sarmaşıktan yapraklar koparın. Korkmayın siz kopartmasanız da daha sonra bu yapraklar budanmak zorunda kalıyor!
Kekinizi oturtacağınız tabağın üstüne güzelce yaprakları dizin, sonra da dizdiğiniz yaprakların üstüne keki yerleştirin.
En sonunda alta koyduğunuz tül vb. malzemenin uçlarını yukarıda kavuşturarak bir iple bağlayın. Bağladığınız yerden sarmaşık yapraklarını da bir kez dolayın. Yapmış olduğunuz keke göre (elma, portakal, havuç vb.) küçük bir meyva ile süsleyin.
Kekiniz hediye götüreceğiniz ziyaret için hazırdır:)

Not: Ben hiçbir şeyi atmaya kıyamadığım için evim çöp ev olmaya aday, ama bir vesileyle sonradan kullanmak da hoşuma gidiyor.

22 Aralık 2011 Perşembe

Pınar'dan Armut Şeklinde Patatesli Mantar...

ÇOK HOŞ DURUYOR. BİLGİLERİNİZE EFENDİM. LOVE YOUU VE ŞİMDİDEN MUTLU UNUTULMAZ BİR YIL DİLİYORUM. Pınar

http://www.lciturkiye.com/sayfa/1191/0/Armut-Seklinde-Patatesli-Mantar 

Lale’nin Egg Nog Tarifi…


Lale’nin Egg Nog Tarifi…
Yılbaşında ya da öncesinde evinde parti vermeyi planlayanlar için Lale arkadaşımın bu tarifi partinize renk katabilir.
Egg Nog
Malzemeler:
6 adet çırpılmış yumurta
2 su bardağı süt
1/3 su bardağı toz şeker
2 ya da arzuya göre 4 çorba kaşığı rom ya da brandy
2 ya da arzuya göre 4 çorba kaşığı viski
1 ya da 2 poşet vanilya
2 çorba kaşığı şeker
Arzuya göre üstüne konmak üzere toz tarçın
Arzuya göre süslemek için bardağın içine konmak üzere çubuk tarçın
Yapılışı:
6 adet çırpılmış yumurta, 2 su bardağı süt, 1/3 su bardağı toz şeker bir arada çırpılır, orta ateşte ılık hale getirilir ve daha sonra çırpma işlemi yaptığınız kap, içinde buzlar olan bir başka kabın içerisine oturtulur ve soğutulur. Diğer bir yanda, 2 ya da arzuya göre 4 çorba kaşığı rom ya da brandy, 2 ya da arzuya göre 4 çorba kaşığı viski, 1 ya da 2 poşet vanilya, 2 çorba kaşığı şeker karıştırılır. Soğumaya bırakılan karışıma eklenir ve 4 saat kadar bekletilmek üzere buzdolabına konur. Üzerine tarçın eklenerek, ya da içine çubuk tarçın konarak ikram edilebilir.
Not: Yılbaşında ya da öncesinde evinde parti vermeyi planlayanlar varsa partiye başlarken ya da sonlarına doğru artık yeme içmenin sınırı aşıldığında egg nog ile devam etmek iyi bir fikir. Arzu edenler için aşağıdaki linki de paylaşıyorum. Çok çeşitli egg nog tarifleri var, ama benim blogumda sadece arkadaşlarımın, eşimin, dostumun tarifleri bulunur, verdiğim linkler bilginize sunmak içindir.

Saadet Öğretmen'in Un Kurabiyesi...

Bugün 22 Aralık Perşembe… Beşiktaş İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ndeki 4 senelik ‘AB Proje Koordinatörlüğü’ görevlendirilme sürecim sonrasında kullandığım altı aylık ücretsiz iznimin bitip, yeni görevime dönüşümün dördüncü günü. Yeni görevim Ortaköy Zübeyde Hanım Kız Meslek Lisesi Müdür Yardımcılığı. Aslında görevim yeni değil, hatta iki buçuk senedir kadrom bu şekilde. Ama yine de okulda ilk günlerim. Her ne kadar çeşitli projeler için okulun eski müdürleri ve öğretmenleri ile birlikte çalışmalar yapmışlığım olsa da, her gün mesaimin başladığı yeni bir mekanda ve yeni görev tanımları altında çalışacağım. Alışmak da zaman alacak normal olarak.
Dün yatılı öğrencilerle ilgilenen Müdür Yardımcısı arkadaşımız Nalin Hanım idareci arkadaşları un kurabiyesi eşliğinde çay içmeye davet etti. Zaten haftanın ilk gününe de, Müdürümüz Nazife Hanım’ın Trabzon’dan hususi olarak getirdiği fasulye turşusundan yapılan kavurma ikram ettiği nazik kahvaltı daveti ile başlamıştık. İş hayatımız ya da günlük hayatımızda sosyalleşirken veya birbirimizi tanımaya çalışırken kaynaşmanın en güzel yolu sofra ortamları galiba. Gerçekten de işe yarıyor. Yaptığımız ilk toplantı son derece samimi bir ortamda geçti bu sayede. Nalin Hanım'ın çay daveti de pekiştirdi bu kaynaşmayı.
Okulda her Çarşamba, yatılı öğrenciler için tatlı, tuzlu bir şeyler yapılıp akşamları çayla birlikte ikram ediliyormuş. Nalin Hanım da bize çayın yanında, okulun yeme-içme öğretmeni Saadet Hanım tarafından aynı bölümün öğrencileriyle birlikte pişirilen un kurabiyelerinden ikram etti. Çok lezzetliydi doğrusu, üstelik çok sayıda kişiye hazırlandığı için Saadet Hanım’ın nüktedan bir şekilde söylediğine göre; malzemeler göz kararı kullanılmış, hatta sadece yumurta akı kullanılması gerekirken, ziyan olmasın diye yumurtaların sarıları da hamurun içine katılmış. Saadet Hanım daha sonra tarifi bana gerçek ölçüleriyle verdi. Yapılışını tarif ederken de çok tatlıydı. Öğrencilere anlatır gibi; ‘hamuru okşar gibi yavaş yavaş yoğur, yoksa yayılır kalır’ ya da ‘pudra şekerinin tamamını içine koyup, üstüne de serpince tadı çok olur, yarı yarıya koymak daha iyi olur’ deyişi, tarifte sıvı yağların karıştırılarak kullanılmasının kurabiyeyi  ‘kıyır- kıyır’ yapacağını belirtirken ki  vücut dili ve öğretmen edası bana ilk defa bu işin öğretmenliğini yapan birinden tarif almanın faklılığını yaşattı. Ellerine, yüreğine sağlık Saadet Öğretmenim…
Saadet Öğretmen'in Un Kurabiyesi...
Malzemeler:
1 paket margarin ya da tereyağı
1 su bardağı zeytinyağı (herhangi bir sıvı yağ ya da sıvı yağlar karışımı da olabilir)
1 su bardağı pudra şekeri (yarısı içine, yarısı piştikten sonra üstüne)
1 yumurtanın akı
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
Aldığı kadar un

Yapılışı:
Yağ (tercihan tereyağı, ya da hamur işleri için kullanılması önerilen margarin markalarından biri!), pudra şekerinin yarısı, yumurtanın akı karıştırılır. Diğer bir yanda kabartma tozu, vanilya ve un karıştırılarak diğer karışıma ilave edilir. Fazla karıştırmadan, yumuşakça okşar gibi yoğrulur. Eğer çok karıştırılırsa yağlı bir hamur olduğu için yayılabilir. Hamur elde ettikten sonra, elle bastırılarak şeritler halinde kesilir. Şerit halindeyken üzerinden çatal geçirilerek ince çizgi şekilleri oluşturulur. Daha sonra bu şeritler verev verev kesilerek kurabiyeler fırına girmeden önceki son şeklini alır. Orta hararetli fırında pişirilir, çok pembeleşmeden çıkarılır. Ilıklaşınca üzerine pudra şekerinin geri kalanı serpilir. Servise hazırdır.
Afiyet Olsun…
Not: Ne yazık ki bu güzel kurabiyelerin fotoğrafını çekmeyi unuttum. Evde uyguladığımda çekip bloguma koymayı planlıyorum artık. Bu arada yeni görevimde pek çok yeni tarif alma imkanımın yanında, kilo alma ihtimalim de çok yüksek. Hadi hayırlısı…

21 Aralık 2011 Çarşamba

Çayın Yanına Lorlu Minik Kurabiyeler...

Çok sevdiğim kaşar lorunu her yerde bulmak mümkün olmuyor. Pazarda ya da bir şarküteride bulduğumda mutlaka alıyorum. Evde sadece ben yediğim için hemen tüketemiyoruz ve tuzsuz olması nedeniyle kaşar loru çabucak bozuluyor. Dolayısıyla herhangi başka bir amaçla aldığım bu loru börek, çörek veya kurabiyelerin içine koyarak değerlendirmek gerekiyor. Çayın yanına lorlu minik kurabiyeler yapma fikri bizim evde böyle doğuyor, ama çok da iyi oluyor. Bu sayede çay saatlerimiz çok lezzetli ve gayet sağlıklı kurabiyelerle şenlenmiş oluyor. İşte tarifimiz;
Malzemeler:
- 200 gr. tuzsuz lor
- 1 yumurta
- 1 su bardağı toz şeker
- 2 yemek kaşığı oda sıcaklığında tutulmuş margarin
- 1/2 paket kabartma tozu

Hazırlanışı:
200gr. tuzsuz lor, 1 yumurta,  1 su bardağı toz şeker, 2 yemek kaşığı yumuşak margarin, konup karıştırılır. Kabartma tozuyla birlikte bir süzgeç yardımıyla elenen 2 bardak un bu karışıma ilave edilerek yumuşak bir hamur yapılır. Top top küçük parçalara ayrılır ve avuç içinde yuvarlanır. Yağlanmış tepsiye dizilir. Üzerlerine yumurta sürülmez. Orta hararetli fırında pişirilir. Kurabiyelerin üzeri hafifçe çatlamaya ve rengi pembeleşmeye başlayınca fırından çıkarılır. Servise hazırdır.
Afiyet Olsun…

- 2 su bardağı un

20 Aralık 2011 Salı

Hacer'in Peynirli (kaşar lorlu) Böreği...


Hacer'in Peynirli (kaşar lorlu) Böreği
Malzemeler
Yufkası (ince ve kaliteli bir yufka olmasına dikkat etmeli)
Yumuşak tuzsuz bir çeşit peynir ya da kaşar loru
1 şişe sade soda
Tereyağı

Servis yaparken:
Zeytinyağında kurutulmuş domates, kornişon turşu ve közlenmiş kırmızı biber
Yapılışı:
Eritilmemiş tereyağı ile tepsi yağlanır. Yufka komple tepsiye serilir ve tepsinin dışında kalan kısımları daha sonra kapatılmak üzere açıkta bırakılır. Diğer yufkalar buruşturularak tepsinin içine konur.
Peynirler ve nohut kadar tereyağ parçaları yufkanın üzerine serpilir,  yarım çay bardağı soda da üzerine gezdirilir. Bu yolla üç kat serme işlemi gerçekleştirilir. En alta yerleştirmiş olduğumuz yufkanın kenarları üstüne kapatılır. Adeta bir paket oluşturulur ve en üstüne biraz daha nohut büyüklüğünde tereyağı serpilir.
1 saat boyunca ocağın üzerinde çevrile çevrile pişirilir, daha sonra ters tarafına döndürülür ve aynı şekilde çevirilerek pişirilir. Sıcak sıcak servis yapılır. Servis yaparken yanında zeytinyağında kurutulmuş domates, kornişon turşu ve közlenmiş kırmızı biber çok yakışıyor.
Afiyet olsun...
Bu börek bana rahmetli babamın soba üstünde pişirdiği börekleri hatırlattı. Onun böreklerinin hiçbiri birbirine benzemezdi, çünkü her börek yapışında yaratıcılığını zorlar değişik malzemeler ve yöntemler kullanırdı. Sadece börek için değil, bu söylediğim pişirdiği en basit omlet için bile geçerliydi.
Hacer de bu böreği geçenlerde bizi evine davet eden İngilizce öğretmeni arkadaşım Ulviye için yapıp getirmişti. Gerçekten çok leziz bir börek. Yapımı da kolay ama malzemeden kaçmamak gerekiyorJ
Not: Hacer diyor ki; ‘Bu böreği yiyeyim dersen cimrilik yok!’

12 Aralık 2011 Pazartesi

Aşure.....


Aşure yapıldı. Duası okundu. Eşe dosta vermek üzere kaplara konuldu, süslendi ve dağıtıldı. Bu sene her seneden farklı olarak kaplara konup süslendikten sonra çeşitli kesitlerden yukarıdaki fotoğraflar da çekildi. Ve bir de çok özel bir dua edildi, sevgili kızım Elif için; hakkında hayırlı olan, istediği üniversiteye kabul edilsin diye…

Aşure zamanı geldiğinde ‘acaba bu sene yapayım mı?’ düşüncesi hiç oluşmaz bende, sadece gecikmeden yapmak ve her sene ‘Selda yapsa da yesek’ diyenlerle biran önce paylaşmak gelir aklıma… Zaten mutlaka bir hatırlatan da çıkar; ‘ne zaman yapıyorsun’ diye!

Çok severim aşureyi. Ama önemli olan lezzetini sevmek değil; yapılma niyetini benimsemek, bu niyeti özümsemek ve bundan keyif almaktır aşureyi güzel kılan. Sevgiyle ve inançla yapmak, hayır işlemek ve gönül almak, bu sımsıcak paylaşımla huzur bulmaktır aşurenin var oluş sebebi benim için.

Aşure bizim evimizde her sene hiç aksatılmayan en önemli rutinlerden biridir. ‘Kızı olan herkes yapar’ diye çok yakın zamanda duyduk, ama biz kızlarımız dünyaya gelmeden de bu işin çok meraklısıydık. Hatta eşimle birlikte ilk aşure yaptığımızda, Florya’da ki evimize yeni taşınmıştık ve her Pazar günü yan sokakta kurulan pazaryerinde satılan aşurelikleri görüp niyetlenmiştik bu işe, üstelik aşure zamanı değilken! Neyi ne kadar alacağımızı bilmediğimiz için, annemi arayıp sormuştuk. Canım anneciğim de kendi yaptığı miktarları bize söylemiş olacak ki, aşureyi yapmaya başladıktan sonra koyacak yer bulamamış, evdeki bütün tencerelere bölsek de başa çıkamamıştık. Aşureyi yaptıktan sonra da tencere tencere dağıtıp herkesi çok şaşırtmıştık.

Son yıllarda annemin ölçülerinden daha fazlasıyla aşure yapıyorum. Bunun için Tahtakale’den en büyük boy bir tencere aldım. Evin deposunda duruyor ve sadece senede bir kez aşure yapmak için ortaya çıkartılıyor. Tabii, bir de küçük tüpümüz var, çünkü elektrikli halojen ocaklar böyle büyük bir tencere ve bu kadar uzun süren bir işlem için hiç de uygun değil.

Aşurenin malzemeleri malum; hatta her ailenin geleneklerine ve yaratıcılığına göre geliştirilebilir bu malzemeler. Ama annemden öğrendiğim en önemli PÜF NOKTASI daima ocakta sıcak su bulundurulması ve uzuuun uzuuun karıştırılarak kaynamasını beklerken kıvamını bulmak için devamlı su eklenmesidir. Kıvam tabi ki göreceli bir durum. Benim için kıvam boza kıvamından daha suludur, çünkü soğuduktan sonra tahmin edilemeyecek kadar koyulaşır aşure…

İşte senelerdir yapıp deneyerek karar kıldığım ve artık hiç değiştirmeden tekrarladığım malzemeleriyle birlikte aşure tarifim; sevgiyle ve inançla yapmanız ve huzurla paylaşmanız dileğiyle…

 

Malzemeler:

  • 1 kg buğday
  • ½ kg pirinç
  • 2,5 kg toz şeker
  • ½ kg kuru fasulye
  • ½ kg nohut
  • ½ kg kuru üzüm
  • ½  kg kuru kayısı
  • 300 gr kuru incir
  • 200 gr fındık
  • 100 gr pilavlık fıstık
  • 100 gr kuş üzümü
  • 300 gr iç ceviz
  • 2 adet limon kabuğu rendesi
  • 2 adet portakal kabuğu rendesi
  • Haşlanmış ve ayıklanmış kestane (arzu edilirse)
  • Tarçın
  • 1 fiske tuz
  • Arzuya göre süslemek için; taze badem (kabukları çıkarılmış), nar, iç Antep fıstığı, kaju fıstığı vb…
Yapılışı:
Kuru fasulye, nohut, pirinç, kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısı akşamdan yıkanır ve tencerelere konarak, şişmesi için ıslatılır. Buğdaylar tencereye konur ve üzerine su ekleyerek (üzerini 2-3 parmak aşacak şekilde) 5 dakika karıştırılarak pişirilir. 5 dakika sonra ateşten indirilip, üzeri sıkıca kapatılıp sıcak ortamda, bir gece bekletilir (hatta yoğurt mayalarken eskiden örtülere sararlardı ya yoğurt kabını, masa örtlerimle güzelce sarıyorum ben de buğday tenceresini). Ertesi gün pirinç, nohut ve fasulyeler yumuşayıncaya kadar haşlanır. Buğdaylar tencereye sıcak su ekleyerek ateşe koyup kapaksız olarak kaynatılır. Dibinin tutmamasına dikkat edilir ve devamlı karıştırılır. Bir süre sonra ocağın altı kısılarak, haşlanmış pirinç, haşlandıktan sonra kabukları soyulmuş nohut ve fasulyeler (bu sene kabukları soymadım, onlar da eridi gitti içinde!) buğdayların üzerine ilave edilir. Malzemeler kısık ateşte pişerken kuru üzüm, ikiye bölünmüş kuru kayısı ve şeker de ilave edilir. Ateşten almaya yakın limonlar ve portakallar rendelenip aşureye katılır ve bir fiske tuz da serpilp, bir iki taşım daha kaynatılır. Ateşten almadan önce isteğinize göre kaynatılıp ayıklanmış ve ikiye bölünmüş kestaneler de eklenir. Soğuması beklenmeden, kâselere ve dağıtmayı planladığınız tercihen kapaklı kaplara konulur. Soğuduktan sonra; tarçın, badem, fındık, dövülmüş ceviz, pilavlık fıstık, kuş üzümü, nar, ince ince doğranmış kuru incir vb. ile aşurelerin üzeri süslenir. Misafirlere servis edilir, komşulara dağıtılır, uzaklardaki akrabalara gönderilir ve aşure ritüeli böylece tamamlanmış olur.J

AFİYET OLSUN…

Not: Ben kuru incir ve kuş üzümünü aşure kaynarken içine koymuyorum, çünkü bence rengini karartıyor ve incirin çekirdekleri kaynadıkça dağılıp aşurenin geneline yayılıyor. Ayrıca pirincin çok haşlanmasını sağladıktan sonra biraz da çatalla eziyorum ve öyle ilave ediyorum top top olmasın diye. Benim pirinç miktarım biraz fazla, bu şekilde aşurenin rengi tam istediğim gibi açık bir renkte oluyor. Pirinç unu, nişasta, vanilya konulduğunu da duydum ama ben hiç koyup denemedim. Taze bademin (yani tuzsuz ve kavrulmamış şekilde kuruyemişçiden alınan badem) kabuklarını çıkartmak için akşamdan sıcak suya koyuyorum, sabah kabukları kolayca çıkarıyorum. Bir arkadaşım aşureyi kaynatırken içine küp küp doğranmış elma da koyduğunu söyledi, hiç denemedim ama bence yakışır. Seneye deneyeceğim onu da artık! Ayrıca, aşurenin içine konan malzemelerin miktarı da kişilerin zevkine göre ayarlanmalıdır diye düşünüyorum. Bazı kişiler bol kuru fasulye ve nohutla seviyor, bazıları çok fazla şekerli seviyor. En iyisi ve doğrusu, herkesin ağız tadına göre ayarlaması galiba...